
Magic karşısında alınan 117-113’lük galibiyet sonrası basın odasında yine o tanıdık hava vardı. Ben de masada Alperen’i dinlerken, saha içindeki uyumun konuşmalarına nasıl yansıdığını net hissettim. Özellikle Durant ile olan diyalogları, takımın hem ritmini hem planını doğrudan etkiliyor.
Alperen’in sözleri kısa, net ve tam basketbolcu usulü. Lafı dolandırmıyor. “Abi biz sahada sürekli konuşuyoruz” diye girerken yüzündeki sakinlik her şeyi anlatıyordu. Durant gibi 15 kez All-Star olmuş bir ismin yanında rahat olması, takımın iç düzeni hakkında da güçlü bir ipucu veriyor.
Durant ile iletişim: Güven oyunun merkezinde
Alperen’e göre saha içindeki konuşmalar maçtan sonra da devam ediyor. Üstelik bu sadece sohbet değil, pozisyon pozisyon yapılan mini analizler gibi.
Onun ifadelerini kendi basketbol ağzımla toparlarsam:
- “Birbirimize güven tam.”
- “Bu takımın potansiyelini biliyoruz.”
- “12 maç oynadık, daha taşlar yerine oturacak.”
Bu sözlerden de anlaşılıyor: Kimya hazır değil, ama temel atılmış durumda. Hem de sağlam bir temel. Durant’ın yılların tecrübesiyle genç çekirdeğin arasına girmesi, takımın yönünü belirleyen konulardan biri.
Durant ile oynamanın ritmi
Alperen’in anlattığı bir detay var ki, bence çok değerli: Durant’ın genç oyunculara bakışı. “Sadece kazanmak istiyor, kötü gidince kenara bakmıyor bile” dedi. Bu aslında KD’nin tüm kariyeti boyunca bilinen ama sahayı yakından takip eden bizlerin çok daha net gördüğü bir özellik.
Burada Alperen’in vurguladığı nokta şu:
Takımda genç oyuncu çok, herkes öğrenmeye açık. Durant’ın bu “oyuna direkt odaklı” tavrı da genç kadroya doğal bir tempo katıyor.
Bu uyumun üç ana sebebi:
- Sürekli iletişim – Saha içi uyarılar, moladaki kısa çözümler.
- Oyun tecrübesi aktarımı – Durant’ın yıllara dayanan sezgileri.
- Paylaşılan hedef – “Kazanalım ve düzen kurulsun” yaklaşımı.
Savunma düzeni: Yeniden yapılanma dönemi
Savunma hakkında gelen soruda Alperen’in yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Çünkü konu net: Geçen yıl Fred VanVleet vardı ve oyunu yönlendiriyordu. Bu sezon Josh daha fazla rol aldı. Durant da sisteme yeni uyum sağlıyor.
Alperen bunu şöyle özetledi:
- Savunmada düzen oturmakta.
- Hücum zaten tıkırında.
- Zamanla savunmanın da oturacağına inancı tam.
Benim yorumum: Houston şu an iki farklı jenerasyonun karışımı gibi. Bir tarafta tecrübe, diğer tarafta enerji. Bu tarz karışımların savunmada oturması her zaman biraz zaman alır.
Kötü oynadığında daha çok motive oluyor
Alperen’in en samimi bölümü, kendi performansına dair yorumuydu. “Kendime kızıyorum, daha iyisini yapmam gerektiğini biliyorum” dedi. Bu tarz dürüstlük, Türk basketbol kültüründe çok karşılık bulan bir şeydir.
Hatta eklediği küçük bir detay bana oldukça hoş geldi:
“İlk yarıda kötü oynarsam biliyorum ki ertesi gün Udoka ile beraber tekrarları izleyeceğiz.”
Bu da takım içi disiplinin bir göstergesi.
Türkiye’deki basketbol takipçisinin ilgisini çekecek ek notlar
Türk basketbol izleyicisi, oyuncunun psikolojisine ve saha içi karakterine özel merak duyar. Bu nedenle Alperen’in yukarıdaki açıklamaları Türkiye’de ekstra karşılık buluyor. Ayrıca online spor takipçilerinin ve özellikle bahis oyuncularının sevdiği üç bilgi türü vardır:
1. Oyuncu rutini
Alperen ve Durant’ın maç sonrası mini toplantıları, onların istikrar sinyali verir.
2. Kadro derinliği
Houston’un genç-yaşlı karışım kadrosu, istikrarsızlık değil gelişim vadeder.
3. Psikolojik dayanıklılık
Kötü performans sonrası kendini toparlayabilen oyuncular, istatistiklerde keskin sıçramalar yapar. Bahisçiler için önemli ipucudur.
Maç sonu istatistik tablosu
| Oyuncu | Rolü | Maç İçi Etki |
| Alperen Şengün | İç oynayan uzun | Pas bağlantısı, ribaund dengesi |
| Kevin Durant | Kanat skorer | Kritik anlarda topu sahiplenme |
| Josh | Guard | Savunmada agresif yön |
Bu tablo teknik değil, ama ilişkilerin oyuna etkisini net biçimde özetliyor.
Kısa kapanış
Toparlarsam…
Alperen ile Durant arasında kurulan bağ daha yolun başında ve sağlam ilerliyor. Houston bu sezon sadece maç kazanmakla değil, yeni kimlik kurmakla meşgul. Alperen’in açıklamaları bu kimliğin merkezinde olduklarını gösteriyor.
Türkiye’de basketbolu sevenler için bu hikâye hem tanıdık hem de umut verici.