
Süper Lig’de Eyüpspor döneminde çizdiğim yolu çoğu kişi hâlâ konuşuyor. Avrupa’ya geçmemle beraber Shakhtar Donetsk’te bambaşka bir sahaya çıktım. Türkiye’de kurduğumuz düzenle pek ilgisi yok. Burada topun sesi kadar siren sesi de hayatın bir parçası. Bu durum ister istemez hem oyuna hem hazırlığa başka bir gözle bakmamı sağladı.
Ukrayna’da tablo net ama yol her gün değişiyor
Shakhtar’la bu sezon ligde toplam 12 maça çıktık.
Skorlar kağıt üzerinde şöyle görünüyor:
Sezon durumu (12 maç):
- 8 galibiyet
- 3 beraberlik
- 1 mağlubiyet
- Toplam puan: 27
- Takipçi Polessya ile fark: 4 puan
Takım, tempoyu her hafta biraz daha yukarı çekti. Oyuncular, o koşullar altında bile oyundan kopmadı. Ukrayna’da maç ritmi kadar dış şartlar da her an değişiyor. Buna rağmen tek mağlubiyet aldık. İşte hikâyenin kırılma anı da o maçta gizli.
Tek yenilgi ve kimsenin bilmediği gece
- hafta LNZ Cherkasy maçında 4–1 kaybettik.
Sonuç netti ama yaşadığımız gece sonucu gölgede bırakacak cinstendi.
Bir gün önce şehirde bombardıman başladı.
Saha çalışmasını yaptıktan sonra o sese alışıyormuşsun gibi davranıyorsun ama insanın içi aynı değil.
Sığınağa indik.
Oyuncular sessizdi. Korku değil, başka bir duygu hâkimdi: “Sevdiklerimiz güvenli mi?”
O gece uyku yoktu.
Düşünmekten başka çare kalmıyordu.
Roman’ın sözleri ve hayatın değiştirdiği açı
Soyunma odasında bizi bir çocuk karşıladı.
İsmi Roman. Shakhtar sevdalısı.
Evleri vurulduğunda aldığı yaralar yüzünden 35 ameliyat geçirmiş.
Daha sekiz yaşında…
Bana baktı ve şöyle dedi:
“Hocam üzülme. Hayatta iyi gün de olur kötü gün de. Devam edeceksin.”
Bir çocuğun böyle konuşması kolay değil.
Bu söz benim için ders niteliğindeydi.
Roman’ın bakışı bile insanı gerçek hayata döndürmeye yetiyordu.
O günden beri içimde tek bir hedef var:
Bu şampiyonluk Roman’a armağan olsun.
Benim için artık sadece sezon değil, bir rüyanın peşinden koşmak gibi.
Türkiye’den bakınca fark edilmeyen detaylar
Ukrayna’da futbolun içinde yaşayarak öğrendiğim bazı noktalar var. Türk futbol severler ile paylaşmak isterim:
Türkiye’de pek bilinmeyen saha dışı gerçekler
- Oyuncular antrenmana giderken siren sesi olağan kabul ediliyor.
- Stadyumlarda güvenlik prosedürü maç hazırlığı kadar vakit alıyor.
- Konsantrasyon tamamen başka bir seviyeye taşınıyor.
- Taraftarın tribüne gelebilmesi bile birçok prosedürden geçiyor.
- Birçok maç günü, “Bugün oynanacak mı?” sorusuyla başlıyor.
Shakhtar kültüründe dikkatimi çeken noktalar
- Altyapı oyuncularının özgüveni çok yüksek.
- Kadro içi iletişim çok sade.
- Maçtan önce şov yok, tamamen işe odaklı bir düzen.
- Yabancı oyuncular bile şartlara kısa sürede uyum sağlıyor.
Kısa bir tablo: Shakhtar’ın 2025 görünümü
| Kategori | Değer |
| Oynanan maç | 12 |
| Puan | 27 |
| Averaj | +? (metinde yok, boş bıraktım) |
| Sıra | 1 |
| Fark | 4 puan |
Tablo basit ama sezonun genel fotoğrafını vermek için yeterli.
Bir iki not daha: Türkiye ve online oyuncu kitlesine dair
Türkiye’de özellikle sanal bahis ve casino oyuncuları futbolu rakam üzerinden okumayı seviyor.
Ukrayna Ligi ise tam tersi; burada sayılar kadar “o günkü hava, şehir, moral” maçın parçası.
Bu yüzden:
- İstatistikler yanıltabilir.
- Oyuncunun psikolojisi skor kadar etkili olabilir.
- Bir maçın seyrini dış koşullar değiştirebilir.
Bu gerçekleri Türkiye’de ekran başındaki taraftar çoğu zaman görmüyor.