
Samsun’da 1-1’lik skor çıktı ama sahadaki hikâye o kadar düz değildi. Maçtan sonra basın odasına giren Sergen hoca yine kafasındakini saklamadı. Ben de kenarda notlarımı karıştırırken şunu düşündüm: Bu takımın omzunda sadece skor baskısı yok, psikolojik yük de ağır.
Maçın ilk çeyreği iki tarafın birbirini tartmasıyla geçti. Sonra kontrol bize kaydı. Samsun’u yarı sahasına sıkıştırdık, topu rakibe bırakmadık. Ama ne zaman oyunu elimize aldık, o meşhur “VAR daveti” sahneye çıktı. VAR hakemi çağırıyor, pozisyonu net görüyoruz, sonra orta hakem kendi kafasına göre “penaltı yok” deyip vazgeçiyor. Türkiye’de sık rastladığımız bir şey değil ama bizim maçlarda gariplik bolluğu bitmiyor.
Hakemlerle ilgili en tuhaf his şu: Diğer maçlarda sorun görünmezken bizim maçlar sanki “hakemlik sınavı” gibi geçiyor. Bu da oyuncunun zihnine işliyor.
Beşiktaş Neden Skoru Tutamıyor?
Sergen hocanın dediğine katılıyorum: Bu sezon bireysel hatalar üst üste gelince takımın direnci düşüyor. Öne geçtikten sonra oyundan kopan bir yapı var, rakibe moral veriliyor. Gol yendiği anda yüz ifadeleri bile değişiyor.
Sahada bunu net görüyorsun:
- Öne geçince özgüven yerine tedirginlik geliyor
- “Yine mi gol yiyeceğiz?” hissi oyuncuyu sıkıştırıyor
- Baskı arttığında pas tercihlerinde kararsızlık başlıyor
- Taraftarın uğultusu sahaya olumsuz yansıyor
Samsunspor’un sahada bir planı vardı. Kurdukları kadro hafife alınacak bir yapı değil. Türkiye’de bazı takımların görünenden daha derli toplu olduğunu ancak böyle maçlarda fark ediyorsun.
Takımı Etkileyen Ek Başlıklar
Rafa Silva gündemi dışarıdan büyük görünse de içeride çok derin etki yaratmamış. Sergen hoca bunu net söyledi. Oyuncu düdük çalınca zaten başka bir modda oluyor. Ama yine de bu tür gündemler takımın çevresindeki atmosferi bozuyor.
Orkun’un cezası, Silva’nın kaybı… Bunlar küçük eksiler değil ama Beşiktaş’ın ana problemleri tamamen bunlar da değil. Sorun yapısal ve çözümü kısa vadede gelmez.
Sergen Hoca’nın “Zaman” Mesajı
Ben uzun süredir bu camianın içindeyim, şunu bilirim: Beşiktaş’ın sabrı dar, beklentisi yüksek olur. Ancak Sergen hoca haklı:
Bu sıkıntıları çözmek için birkaç transfer dönemi lazım. Bir de kazanma alışkanlığı kazanılmalı.
Şu anki tabloyu daha anlatılır hale getirmek için küçük bir tablo hazırladım:
Beşiktaş’ın Son Dönem Saha Gerçekliği
| Başlık | Gözlenen Durum |
| Fiziksel Seviye | Artış var, koşu mesafeleri yükseldi |
| Psikolojik Dayanıklılık | Gol yenince düşüş yaşanıyor |
| Hücum Planı | Topa sahip olma var, bitiricilik düşük |
| Bireysel Hata | En kritik anlarda ortaya çıkıyor |
| Kadro Derinliği | Eksikler ciddi hissediliyor |
Casino Oyuncularına Özel Küçük Bir Benzerlik
Türkiye’de online casino oynayanlar bilir:
Bazen el sende olsa bile tek hata tüm eli bozar.
Beşiktaş’ın son haftaları tam bunun saha versiyonu.
Takım öne geçiyor ama oyunu “kapatma” hamlesi gelmiyor. Tıpkı blackjack’te 18 alıp yine de gereksiz kart isteyen oyuncu gibi… Gereksiz risk, kazanma şansını eritiyor.
Biraz da Benim Kişisel Notlarım
Bu takımın en büyük eksiği oyun içi cesaret. Saha içinde biri “top bende, sorun yok” mesajını verince diğerleri zincir gibi toparlanır. Şu an o karakter sahada net görünmüyor.
Bazen maçtan sonra tünelde futbolcuların yüzüne bakıyorum; sanki skor yenilgisinden çok “özgüven eksikliği” yenilgisi var.
Beşiktaş bunu aşar mı?
Açar.
Ama kısa vadeli reçete yok.