
Göztepe ile UKEB Okulları’nın ortak tanıtımında sahneye çıkan Mehmet Sepil, satranç projesine dair hem perde arkasını hem de kulübün amatör branşlara bakışını bir kez daha ortaya koydu. Ben de oradaydım; ortam tam bir “Göztepe kültürü” atmosferi. Konu satranç olunca, Sepil’in yüzündeki o tanıdık sakin ama net ifade yine aynı şekilde yerini aldı.
Geçen yılları hatırlattı. “Biz bu işe dört sene önce girdik ve hikâye aşağıdan başladı” derken salonda herkesin kafasıyla onayladığını gördüm. Çünkü gerçekten de 3. Lig’in dibinden gelip en üst lige kadar çıkmak kolay iş değil. Birçok kulüp böyle bir yolculukta yolda kalırdı.
Türkiye’de bugün satranç oyuncu havuzunun neredeyse 1 milyona dayanması ve lisanslı sporcu sayısının bin 700 – bin 800 bandında olması, olayın sadece bir masa oyunu olmadığını gösteriyor. Kıta karşılaştırmalarına girince tablo daha da belirginleşiyor. Mesela voleybolda yaklaşık 400 bin sporcu var ama satranç içindeki genç yoğunluğu çok farklı bir kültür oluşturuyor.
Satranç yeniden çıkışa geçti
Sepil’in bu sözünü not defterime özellikle yazdım. Çünkü sahada, tribünde ya da masa başında fark etmiyor; genç kitlenin oyuna yaklaşımını iyi okumak gerekiyor.
Ona göre satranç, çocukların önünü açan bir alan. Fiziksel yıpranma yok belki ama analiz, sabır, risk yönetimi… Tam bir “gelecek yatırımı”. Bugün birçok aile çocuklarını satranç turnuvalarına götürürken artık bunu hobi değil, eğitim aracı olarak görüyor.
Kendi izlenimim de bu yönde: Evin içinde top sektirmek kadar taş dizmek de Türkiye’de bir kültür hâline gelmeye başladı.
Türkiye’de amatör branşın kralı olabiliriz
Sepil’in bir başka önemli çıkışı da buydu. İzmir’in sosyal yapısında Göztepe’nin ağırlığını bilirsiniz. Sadece futbolda değil, şehrin her sokağında bir Göztepe etkisi vardır.
Sepil de tam bu noktada şöyle bir cümle kurdu:
“Türkiye’de en fazla amatör ve olimpik branşı bünyesinde bulunduran kulüplerden biri olabiliriz.”
Bu laf boşa değil. Kayıtlı branş sayısına bakınca kulübün neredeyse küçük bir spor akademisi gibi çalıştığını görüyorsunuz.
Göztepe’nin Amatör Branş Ekosisteminden Bazı Örnekler
Bu liste daha da uzar. Kulübün içinde resmen mini bir olimpiyat köyü var diyebiliriz.
Neden Satranç Göztepe için Bu Kadar Kritik?
Aşağıdaki tablo durumu net gösteriyor:
| Kategori | Türkiye Genel Verisi | Göztepe İçindeki Etki |
| Aktif Satranç Oyuncusu | ~1.000.000 | Yükselen ilgi, yeni altyapı |
| Lisanslı Satranç Sporcusu | 1700–1800 | Düzenli turnuva katılımı |
| Yaş Dağılımı | Büyük çoğunluğu genç | Gelişim odaklı programlar |
Gençler için konu sadece taş dizmek değil. Dikkat süresi, oyun okuma, strateji, turnuva disiplini… Bunlar ileride hangi işe girerlerse girsinler ceplerinde taşıyacakları beceriler.
Kumar ve Online Casino Kitlesi Satrançla Ne Alaka?
Türkiye’de oyun kültüründe ilginç bir kesişim var.
Online casino oyuncularının önemli kısmı istatistik, strateji ve risk yönetimi seven bir kitle. Bu profille satranç kültürü arasında fark düşündüğünüz kadar büyük değil.
Bu kitle için satranç:
- Hamle düşünmeyi artırır
- Sabırsızlığı azaltır
- Kaybetme – kazanma döngüsüne başka bir açıdan bakmayı öğretir
- Analitik refleksleri keskinleştirir
Bu nedenle satranç, Türkiye’de spor değil, zihin alışkanlığı olarak büyüyor.
Benim Kişisel Gözlemim
Bu projede önemli olan sadece yarışmak değil.
Bence Göztepe bu adımla “biz sahada varız ama masa başında da oyunun içindeyiz” mesajı veriyor.
İzmir’de yıllardır gördüğüm bir gerçek var: Göztepe hangi alana girerse, orada mutlaka bir iz bırakıyor.
Satranç da bunun yeni örneği.