
Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında oynanan Galatasaray – Gençlerbirliği karşılaşmasını tribünden izlerken aklımdan tek şey geçti: “Bu maç taş gibi.” Çünkü milli ara sonrası takımın ayarı biraz kaymıştı. Sakatlıklar, yolculuklar, oyuncuların ritim kaybı… Hepsi sahaya yansıdı.
Gençlerbirliği zaten sezon başından beri “topu bana verme, mücadeleyi bana bırak” tarzında bir ekip. Bu maçta da aynı diziliş, aynı temas oyunu, aynı sıkı düzen. Fakat işin Galatasaray tarafında dengeyi ilk bozan şey Lemina ve Singo’nun peş peşe oyundan çıkması oldu. Okan Buruk’un planı orada çatırdadı.
Ama yine de bu işte bir ayrı detay var: Ne olursa olsun ikinci yarı toparlanan bir Galatasaray gördük.
Maçtan Öne Çıkan Noktalar
Aşağıdaki listeyi özellikle sade tuttum:
1. Saha içi kırılma anları
- Lemina’nın sakatlığı
- Singo’nun devam edememesi
- Yusuf Demir’in oyuna katkı verememesi
- Savunmada yapılan basit gol hatası
2. Galatasaray’ın direnç noktaları
- Kanatların yerden orta tercihleri
- Icardi’nin ceza alanı içi sezgisi
- Kazımcan’ın sol çizgideki güven veren oyunu
- İkinci yarıda artan tempo
3. Gençlerbirliği tarafındaki değişim
- Volkan Demirel’in takımın havasını değiştirmesi
- Orta blokta sıkı alan kapatma
- Temas oyununda süreklilik
Kendi Yorumumla Maçın Hikâyesi
Galatasaray maça bir türlü odaklanamadı. Savunmadaki dağınıklık, iki bek sakatlığı, Yusuf Demir’in kafasının sahada olmaması derken takım “bir kişi eksik” gibi oynadı. Yusuf’un “gitmek istiyorum” havası artık açık şekilde oyuna yansıyor. Kemerburgaz’da bile tutmak risk olabilir, çünkü takım içi dengeyi bozar.
Kazımcan için ise ayrı bir parantez açmak lazım. Sol çizgide hem güvenli hem istikrarlı oynadı ve Eren yokken formayı bırakmaz gibi duruyor.
Kaleci Günay ise normal kimliğinin altında kaldı. Beğendiğim bir file bekçisi ama bu maçta ritim eksikliği net göze çarptı.
Icardi Üzerine Küçük Bir Not
Son dönemde çok konuşuluyor, az konuşulması da mümkün değil. Ama sahada şu net:
Adam yoruyor.
Savunmayı sürekli dövüyor, baskı kuruyor, pozisyon hazırlıyor. Kazımcan’ın verdiği o topu bitirebilecek çok fazla oyuncu yok.
Az Bilinen Bir Detayı Da Ekleyeyim
Gençlerbirliği teknik ekibi maçtan önce analizde özellikle Galatasaray’ın kanattan yapılan yerden ortalara karşı zaaf yaşadığını not etmiş. Bu yüzden savunma hattında “4+5 sıkı blok” kurulurken düşük mesafeli kaymalar tercih edildi. İlk yarıda Galatasaray’ın 31 kez ceza alanına girmesinin nedeni de aslında bu planın verdiği açıklar.
Milli Aradan Dönenlerin Performansı
Sane iki milli maçta parladı ama dönüşte sanki üzerindeki enerji düşmüş. Topu her aldığında ezilme ihtimali arttı. Bu durum da oyunun akışını bozdu.
Sara ise beklentiyi karşılamıyor. Kanattan ne orta geliyor ne bitirici pas ne de şut. Bazen çok çalışkan ama üretim kısmı eksik.
Kritik Bir Yorum Hakem Üzerine
Ozan Ergün maç boyunca niyet olarak iyi yönetti. Ancak Sallai’ye yapılan o tabanlı hareketin kırmızı olmaması tartışma yarattı. Genç hakemlerin bu pozisyonlarda daha cesur olması şart. VAR’ın da burada devreye girmemesi enteresan.
Önümüzdeki Maçlara Dair Küçük Bir Tahmin
Galatasaray’ın önünde Union Saint-Gilloise, Fenerbahçe, Samsunspor ve Monaco maçları var. Kolay geçmeyecek, çünkü kulübede alternatif azaldı. Okan Buruk’un elindeki malzeme daraldı. Osimhen döndüğünde hücumda nefes alma ihtimali yüksek.
Mini Tablo – Maçın Sayılarla Özeti
| Kategori | Galatasaray | Gençlerbirliği |
| Şut | 18 | 7 |
| Ceza sahası içi temas | 31 | 12 |
| Yerden orta denemesi | 14 | 6 |
| Topla oynama | %64 | %36 |
| Bek sakatlığı | 2 oyuncu | 0 |
Okuyucuya Küçük Kapanış Cümlem
Bu maç bize bir kez daha gösterdi: Bu ligde planınız ne kadar sağlam olursa olsun, bir sakatlık zinciri tüm düzeni bozabilir. Ama doğru tepkiyi veren takımlar bu tür maçları çevirmeyi başarıyor. Galatasaray da bunu yaptı.